Yitirdiklerimiz ve Erdemler

Bilge ruhlar istifçi değildir;

ne verirlerse başkalarına o kadar artar ellerindeki,

ne kadar verirlerse o kadar zengin olurlar.

Lao Tzu

Doğayı dinlemek, balıkla, ağaçla, suyla bir olmak için yelken açacaktık denizlere.Ne yazık ki beklentilerimizden  uzak üzüntülü günler geçirdik bu yaz. Keşke kişisel bir hayal kırıklığı olsaydı yaşadıklarımız. Oysa herkesi, özellikle gelecek kuşakları ilgilendiren talihsizlikler oldu bu sene. İklim değişikliğinin getirdiği kaçınılmaz sonuçlara talihsizlik demek ne kadar doğru bilemiyorum ama artan hava sıcaklıkları ve peşi sıra ortaya çıkan ihmallerden dolayı çok büyük orman yangınları yaşandı ülkemizde. Çökertme, Mazı, Hisarönü, Kumlubük, Çiftlik gibi eşsiz koylarımızdaki zümrüt yeşili çam ormanları gözlerimiz önünde yandı bitti kül oldu. Çok  çok üzgünüz. Çocuklarımızın görebileceği kadar koruyamadık bu güzelim yerleri. Doğru adımlar atılır ve gerekli önlemler alınırsa belki torunlarımız kaybettiğimiz ormanların yeşermiş yeni haline  tanıklık ederler. Yoksa bizler nasıl bir masal gibi dinlediysek eski İstanbul’un o balık dolu temiz denizlerini, onlar da eski fotoğraflara bakarak tahayyül etmeye çalışacaklar geçmişte kalan o güzel yerleri.

Zor günlerden geçiyoruz. Yangınlara bizzat tanıklık etmenin yanısıra olan biteni sosyal medyadan takip etmek insanın yüreğindeki ızdırabı ister istemez katmerlendiriyor, dünyayı ve ülkeni her yönden yangın yeri olarak  görmeye başlıyorsun. Böyle zamanlarda koyu bir karamsarlığa düşüyor sonrasında da bir şeylere tutunarak doğrulmaya çalışıyorum. Bunun en güzel yolu kitaplara sığınmak oluyor benim için. Zamanın ve coğrafyanın dışına çıkmanın en iyi yöntemlerinden biri bu bence; ister sanat, ister bilim, isterse edebiyat  olsun, evrensel olanı yakalamaya gayret etmek,  bir parça da olsa aklını ve ruhunu korumaya yardımcı oluyor. Bu niyetle daldım yine kitaplara. Ancak okuduklarım içinden bir tanesi -“The Power of Character Strenght”  – beni güncel hadiselere yeniden geri getirdi.  Bu kitap özünde, kişilerin pozitif anlamda güçlü olan özelliklerinin  farkına varıp bunları gündelik hayatlarına taşımaları, böylece karşılaştıkları zorluklarla daha iyi baş etmeleri ve  daha tatmin edici bir yaşam sürmeleri  konusunu içeriyor. Benim için kitabın en çarpıcı yönü bu bağlamda yapılmış olan erdemlerle ilgili çalışma oldu.  Psikoloji alanındaki iki önemli bilim insanı Martin Saligman ve Christopher Peterson tüm dünyada geçerli olan bu ortak pozitif özellikler ne olabilir diyerek yola çıkmışlar. Bu çerçevede yürüttükleri araştırmada   öncelikle tüm kültürlerde ve inançlarda ortak olan erdemleri bulmaya çalışmışlar.  Konuyla ilgili Yunan ve Mısır medeniyetleri ile Budizm, Hinduizm, üç büyük semavi din olan Musevilik, Hırıstiyanlık, Müslümanlık ve hatta dünyanın farklı yerlerindeki yerli topluluklar incelenmiş. Ortaya evrensel olarak tanımlanabilecek altı tane erdem çıkmış. Bunlar; 

Bilgelik, Cesaret, Aşkınlık, Ölçülülük, Merhamet ve Adalet

Ülkemizdeki yangınlar ve iklim değişikliği gibi güncel mevzulara beni geri getiren de işte bu erdemler oldu. Çok farklı kültür ve inançların binlerce yıldır büyük değer atfettiği bu erdemleri neden yok saydığımızı ya da hayatımızın uzağında tuttuğumuzu sordum kendi kendime. Yaşadığımız çağın bizlere benimsettiği ve çok normalmişçesine hayatımıza soktuğumuz açgözlülüğün bu erdemler önünde ne kadar büyük bir engel olduğunu düşündüm sonra. Zira açgözlülük ne ölçü tanır, ne adalet ne merhamet ne de bilgelik.

Bu hususta tüm insanlık adına konuşmak beni aşar ama bireysel olarak biliyorum ki kısmen de olsa erdemli bir yaşam sürebilmek açısından kişisel olarak nasıl bir hayat peşinde koştuğumuz, nerede durduğumuz çok önemli. Çağın dayattığı duygu ve düşünce biçiminin dışına çıkma becerisini göstermek, evrensel değerlere yüzünü dönmek ve yeryüzündeki hayata kendi ömründen daha öte bir değer biçip ona göre yaşamak pek kolay olmasa gerek. Yine de umudumu yitirmemeye çalışıyorum. Tek tek ve hep beraber yeterli çabayı ve basireti gösterip hem kendimiz hem de bir sonraki nesiller için dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirebilmeyi yürekten diliyorum.

16 Ağustos 2021 Gökova

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir