Güzelliğin Peşinde-Serçe Koyu

Dört gündür Bozburun yarım adasının güneyinde, Rodos’un karşı yakasında bulunan Serçe Limanı’ndayız. Burası ancak çok yakınına gelindiğinde görülebilen bir girişe sahip, yüksek kayalıkların arasına gizlenmiş sakin bir koy. Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesinde sergilenen “Cam Batığı” burada bulunan 11. Yüzyıl Bizans Gemi Batığından çıkarılmış.

Her sene uğrayıp bir kaç günümüzü geçirdiğimiz bu koy bu sene daha bir güzel geldi gözüme. Dik kayalık yamaçları yer yer zeytin ağaçları ve makiliklerle bezeli bu yeri gözüme güzel kılan denizin üzerindekilerden ziyade denizin altında gördüklerim oldu. Su o kadar temiz ve berrak ki, gözlük ve şnorkelle kayaların etrafında biraz gezinseniz cenneti andıran görüntülere şahit oluyorsunuz. 

Uçuk pembeden turuncuya kadar çeşitli renkte ahenkle dans eden deniz bitkilerinin arasında ne zamanı ne uzamı fark etmek mümkün değil.

İsmini bilmediğim gökkuşağı rengindeki balıklar bu görsel cümbüşe eşlik ettiğinde ortaya çıkan tablo eşsiz oluyor. Hergün bir sürprizle karşılaşıyorum Serçe koyunda. İki gün önce halatı bağladığım kayaların çok yakınında yemyeşil bir müren balığı gördüm. Fıstık yeşili benekleriyle dalgalanarak yüzen bir kurdeleyi andırıyordu. Güzelliği karşısında nefesim tutuldu, öylece seyre daldım. Ertesi gün kayaların dibinde her bir boğumu gökkuşağının farklı renklerine bürünmüş bir yengeçle karşılaştım. Albenisi ışıldattı bütün dünyamı, içim rengarenk oldu. Deniz yıldızı, dil balığı, zarganalar ve suya daldığında birlikte yüzme fırsatı bulduğum karabatak… Denizden çıkmak istemiyor insan burada.

İşleniyorum dünyaya
Uçsuz bucaksız bir kumaşa işlenir gibi

Edip Cansever

Oldum olası doğanın sunduğu güzelliklere hayranımdır. Denizin altı henüz yeni keşfettiğim bir alan, ancak ne kadar renkli bir dünya olduğunu belgesellerden biliyorum. İster karada, ister havada, isterse denizde olsun hayvanlar alemindeki bu şaşaa akıl alır gibi değil. Bu konuyu evrim teorisi ile iliştiren bir yazı okudum sene başında. The New York Times Magazin’de  yer alan yazının başlığı “Güzellik Nasıl Bilim İnsanlarının Evrimi Yeniden Değerlendirmesini Sağlıyor” (*)

Hayvanlar dünyasındaki abartılı şaşaanın doğal seleksiyonla açıklanmasının imkansız olduğunu düşünen bir grup bilim insanı güzelliğin evrimi nasıl etkileyeceği üzerine araştırma yapıyorlar. Bu yeni nesil biyologlar güzelliğin sadece sağlık göstergesi ya da avantajlı gene sahip olmanın sonucu olmadığını düşünüyorlar. Hayvanları estetik yönden uçlara iten  Allah vergisi güzellik duyusunun  kendisi, evrimin bizzat lokomotifi olabilir diyorlar. 

Yazıda özellikle kuşların gösterişli dünyalarıyla ilgili çok güzel örnekler var. Kuşların evrim teorisinin temellerinden birini oluşturan “adaptasyon” kavramına oldukça uzak olan şov dünyalarıyla ilgili  BBC Planet Earth’de yer alan kısa bir videoyu aşağıda paylaşmak isterim (**)

Bizim kültürümüzde “güzele bakmak sevaptır.” Bu yaz günlerim sevap işlemekle geçiyor. Keşke hafızam her gördüğüm güzelliği  istediğim zaman hatırlamak üzere kayda alsa da o gri İstanbul günlerinde seyredip seyredip mutlu olsam. İnsan ne çok şey istiyor değil mi? 

3 Ağustos 2019, Seçe Koyu 

(*) https://www.nytimes.com/2019/01/09/magazine/beauty-evolution-animal.html

(**) https://www.youtube.com/watch?v=BnLE-G1hVAE&feature=youtu.be

2 Comments

  1. Gaye kaymak dedi ki:

    Hem doğadaki güzelliğe inanılmaz bir hayranlık duygusu ile bakıyor hem de yazıdaki ifade güzelliğinden etkileniyor insan sağol Sevinçcim Tüm yazılarını birdaha birdaha okuyucam ellerine sağlık

    • sevokoc dedi ki:

      Sevgili Gaye güzel yorumların için çok teşekkür ederim. Yaşadığım duyguları aktarabiliyorsam ne mutlu bana. Çok sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir