Egonun Biçtikleri

Adamın biri bir terziye gelmiş ve bir takım elbise denemiş. Aynanın önünde dururken yeleğin alt kısmının bir parça eğri büğrü olduğunu fark etmiş.

‘’Ah’’ demiş terzi, ‘’bu konuda endişelenmeyin. Sadece daha kısa olan ucu sol elinizle aşağıya doğru çekiştirin, kimse bir şey fark etmeyecektir.’’

Müşteri bunu yapmaya çalışırken ceketin klapasının, düz duracağına kıvrıldığını fark etmiş.

‘’A, o mu?’’ demiş terzi. ‘’Bu hiçbir şey değil. Sadece kafanızı biraz çevirin ve çenenizle aşağıya doğru bastırın’’

Müşteri razı olmuş ve bunu yaparken pantolonların iç dikişlerinin biraz kısa, arkanın da epey sıkı olduğunu hissetmiş.

‘’A, bu konuda endişelenmeyin’’ demiş terzi. ‘’Sadece iç dikişleri sağ elinizle aşağıya doğru  çekin, herşey mükemmel olacak’’. Müşteri razı olmuş ve takımı satın almış.

Ertesi gün, terzinin yapmasını söylediği tüm el ve çene ‘’düzeltmeleri’’yle birlikte yeni takımını giymiş. Çenesi klapayı aşağıya doğru bastırırken, bir eli yeleği çekiştirir ve öteki eli ise kasığının altını kavrar bir şekilde aksayarak parktan geçiyormuş. İki yaşlı adam dama oynamayı bırakıp onun yoldan geçişini seyretmeye başlamışlar.

‘’Vay canına!’’ demiş birincisi. ‘’Şu zavallı sakat adama bak!’’

İkinci adam bir an düşünmüş, sonra mırıldanmış: ‘’Evet, sakatlık çok kötü, ama benim merak ettiğim ne biliyor musun? Böyle güzel bir takımı nereden aldı acaba?’’

 

Kurtlarla Koşan Kadınlar (Clarissa P. Estes)

 

Yukardaki öykünün yer aldığı ‘’Kurtlarla Koşan Kadınlar’’  okuduğum en etkileyici  kitaplardan biridir benim için ve altı çizili sayfalarıyla halen başucumda durur.

Clarissa P.Estes bu kitabında insanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığı ile kadın psişesinin derinliğine inmeye çalışmış. Bu masalı da  ‘’kadınların doğal ve vahşi içgüdülerinin kültürel olarak kısıtlanması ve cezalandırılması yüzünden çalınan  ve sakatlanan yetenekleri’’ni anlatmak  üzere paylaşmış.

Ben  erkekleri de dahil ederek bu masalı kariyer süreçleri üzerinden yorumlamak istiyorum.

Eckhart Tolle egoyu anlattığı Var Olmanın Gücü adlı kitabında şunu söylüyor:

Maddi kazanç, güç duygusu, üstünlük, özel olmak, fiziksel ya da psikolojik olsun, başka birinden bir şey isteyen ego, ihtiyaçlarının karşılanması için genellikle bir çeşit role bürünür. İnsanlar genellikle oynadıkları rolün farkında değillerdir, dolayısıyla kendilerinin o roller olduklarını sanırlar

Yaptığımız işlerdeki rollere ya da hedeflediğimiz kariyer pozisyonlarına kendimizi uydurabilmemiz için terzi kılığındaki egomuz sürekli bir şeyler dikte ettiriyor bizlere. ‘’Kendini  ön plana çıkar, değerin anlaşılmayacak’’, ‘’biraz sert ol, kimse seni dinlemez sonra’’, ‘’sadece kariyerine odaklan, yoksa yükselemezsin’’, ‘’başarı her şeydir, rekabetten geri kalma’’, ‘sen patronsun, herkes sana uymak zorunda’’, ’’…’’

İş hayatının kendi içindeki hiyerarşisinde üst basamaklara çıkmak veya gücün her türlüsüne sahip olmak adına  ruhunu sakatlamış bir çok insan var etrafımızda. Kimi zaman agresiflikleriyle, kimi zaman ben merkezcilikleriyle, kimi zaman güç gösterileriyle belli ediyorlar kendilerini. Oysa  terzinin önerdiği takım  üzerimize oturmuyorsa bir başkasını almak pekala mümkün. Ya da çok beğendiysek ve illa da onu istiyorsak üzerimize uygun bir şekilde tadil ettirebiliriz. Her zaman seçme şansımız olduğunu unutmamak gerekir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir