Gölgemizin İzinde

“Başkalarında bizi rahatsız eden her unsur kendimizi anlamamıza yardım eder” ( Carl Jung )

‘’Gölge’’ kavramı analitik psikolojide önemli bir rol oynamaktadır. Jung, bireylerin bilinçli zihinlerinin ortaya attığı bu gölgenin, kişiliğin gizli, bastırılmış, değersiz (ve günahkar) yönlerini içerdiğini söylemiştir.

 “Bir birey kendi gölgesini görebilmek için bir girişimde bulunduğunda, kendisinde bulunduğunu inkar ettiği, ama başkalarında bol bol gördüğü özelliklerin, bencillik, zihinsel tembellik ve dağınıklığın, gerçek dışı hayallerin, utanç ve kötü niyetlerin, dikkatsizlik ve korkaklığın, para hırsının ve ihtirasların, kısaca kendi kendine ‘’hiç önemi yok; bunu kimse fark etmez, ayrıca herkes yapıyor bunu’’ dediği küçük günahların ayırdına varır-çoğu kez de bu nedenle utanır.

Eğer bir dostunuz sizi bir kusurunuz nedeniyle eleştirdiğinde içinizden bir öfke kabarıyorsa, tam o noktada bilincinde olmadığınız gölgenizin bir parçasının bulunduğundan emin olabilirsiniz.

Gölgenin dost mu düşman mı olacağı kendimize bağlıdır. Gölge her zaman bir iç düşman değil, tıpkı birlikte yaşanılan diğer bütün insanlar gibi, durumun gereğine göre bazen boyun eğerek, bazen direnerek, kimi zaman da severek birlikte yaşamak zorunda olduğumuz bir varlıktır. Gölge görmezden gelinir ya da yanlış anlaşılırsa düşmanlaşır.”  ( İnsan ve Sembolleri – C.G.Jung )

Jung’un gölge kavramı ilk duyduğum andan itibaren çok ilgimi çekti. Bazı kişilerin davranışlarına ilişkin çok ciddi iç  tepkilerim vardı. ‘’Güç odaklılık, bencillik, özensiz konuşma…’’, beni çok kızdıran özelliklerdi. Jung’un yazısını okuyunca kendi kendime sormadan edemedim: Acaba bunların hangileri gölgelerimdi? Bu konuda oturup bir çalışma yaptım. Etrafımdaki insanların sevmediğim yönlerinin listesini döktüm. İnsanlarda ilk fark ettiğim olumsuz özellikleri sıraladım. Sonra da bunların kendi hayatımdaki izlerini takip etmeye çalıştım. Kendimle ilgili bir çok şeyi keşfettiğim bu çalışma bundan yedi yıl önceydi ve  bende belli bir farkındalık yarattı.

Geçtiğimiz günlerde yukarıda alıntı yaptığım ‘’İnsan ve Sembolleri’’ kitabına yeniden göz attım. Daha önce anlamını kavrayamadığım bir paragraf dikkatimi çekti:

“Ama bu karanlık (Gölge)  basitçe bilinçli egonun tersinden ibaret değildir. Egonun değersiz ve tahrip edici tasarımları olduğu gibi gölgenin de normal güdüler ve yaratıcı dürtüler gibi iyi özellikleri de vardır. Ego ve gölge gerçekte ayrı olsalar da tıpkı düşünce ve duyguların birbirine bağlı olması gibi şaşmaz şekilde bağlıdır. Gölgede genellikle bilincin gereksindiği birçok ‘’değer’’ bulunmaktadır ama bunlar, kişinin kendi yaşamına uyarlamasının zor olduğu bir biçimdedir.”

Koçlukta ‘’değerler’’ konusunun ayrı bir önemi vardır.

Değerler bizleri motive eden, hayatımızı anlamlı kılan içsel ölçülerimiz, bir anlamda yaşamımıza yön veren düzenleyicilerimizdir. Sahip olmamıza rağmen hayatımıza yansıtamadığımız değerler çatışma ve mutsuzluk yaratır. Dolu dolu yaşayarak onurlandırdığımız her değer ise mutluluk ve tatmin getirir. Değerler kim olduğumuzu gösterir. Değerler seçilerek belirlenmez, içkindirler yani yaradılıştan gelirler ve de parmak izimiz gibi bizi diğer insanlardan ayırırlar. Değerlerimizi onurlandırdığımızda, yani hayatımıza istediğimiz ölçüde yansıttığımızda içsel bir doğruluk hissederiz.

Her değerin kendine özgü ayrı bir tonu vardır adeta. Bu farklı tonlar kişiye özgü orijinal bir harmoni oluşturur. İnsanlar değerleri ve davranışları örtüştüğü ölçüde mutlu olurlar.

Şunu fark ettim ki, gölge tarafım, hayatıma yansıtamadığım değerlerimi sözüm ona yaşantılamamı sağlıyor. Özgürlüğümü yaşayamadığım yerde bencilliğe, esnekliği yaşayamadığım yerde endişe ve kuruntuya, farkındalığı yaşayamadığım yerde negatifliğe/olumsuzluğa sarılabiliyorum. Bütün bunlar olurken ben sözüm ona bana yansıttığı değerleri hissediyorum. Oysa bu değerlerin  onurlandırılacağı yöntemler bambaşka olmalı. Örneğin esneklik olaylara geniş bir yelpazeden bakarak ve seçeneklerinin farkında olarak gerçekleştirilir. Ben ise endişe yoluyla başıma gelebilecekleri düşünerek kendimi olası sonuçlara hazırlamaya çalışıyorum. Böylece seçeneklerime göz atmış oluyorum ama tamamen ters tarafından. Bencillik konusu da benzer şekilde devreye giriyor. Özgürlüğü normal yollardan hayatıma yansıtamadığım yerde bencilliğe başvurabiliyorum. Yani gölge tarafım istediğim seviyede tatmin olmayan değerlerimin açığını kapıyor. Bu farkındalık bana çok iyi geldi. Suistimal edilen değerlerimin bir listesini yapıp üzerinde çalışacağım.

İnsanın kendini tanımak için çıktığı yolculuk hiç bitmiyor. Tam bir yerlere vardım dediğin noktada daha merak çekici yeni bir yol açılıyor önüne.

Tüm iniş çıkışlarına rağmen yolda olmak çok güzel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir