Mizah Gündelik Hayatımızın Neresinde?

Orta okul ve  lise yıllarımda en büyük zevklerimden biri her hafta Gırgır dergisini baştan sona okumaktı. Pazar sabahları dergiyi  kimin önce okuyacağı erkek kardeşimle aramda hep bir çekişme konusuydu. Kim erken kalkıp bayiden Gırgır’ı alırsa kanepeye uzanıp diğerinin sabırsız ve kıskanç bakışları altında  kıkırdayarak derginin içine gömülme hakkını elde ederdi.

Üniversiteye girdiğim 80’li yıllarda Gırgır’ın yanı sıra bir çok mizah dergisi daha çıktı piyasaya. Hıbır da bunlardan bir tanesiydi ve ne yazık ki dergilerle arama mesafe koymama yol açan da o oldu. Karikatürlerde cinselliğin fazlaca yer almaya başladığı yıllardı. Birgün, gazete bayiinde önümde duran delikanlı, satıcıdan bir Tan gazetesi ve bir de Hıbır istedi. Tan o dönemde  asparagas ve erotik içerikli yalan  haberlerin yer aldığı  bir gazeteydi. Bu gazetenin okuyucusunun bu mizah dergisinde ne bulduğu sorusu kafama takıldı ve belki de biraz alınganlık göstererek mizah dergisi okumayı o gün bıraktım. Bu benim için bir kırılma noktası oldu. Sonrasında sadece sevdiğim karikatüristleri takip ettim. Kimi zaman kitaplarını aldım, kimi zaman internet üzerinden karikatürlerine baktım. Halen beni en çok güldüren şey komedi filmleri, mizah öyküleri değil karikatürlerdir.

Bütün bunları yıllar sonra bana düşündüren şey son dönemde  mizahın hayatımdan  ne kadar uzaklaşmış olduğunu hissetmem oldu. Bir süredir gülmece duygumu yitirdim sanki.  Oysa kendimi mizah vasıtasıyla ifade etmeyi çok seven biriyim. Eskiden beri okulda, iş yerinde , evde ve arkadaş ortamlarında hep komik tarafından bakmaya çalışmışımdır hayata. Şimdilerde pek bir ciddiyet var yaşamımda. Bu durumun benim hayata bakış açımla ne kadar ilintili olduğundan tam olarak emin olamıyorum. Sanki iklim bu yönde ve ben de bundan etkileniyorum. Ya da sanki kendimi ve hayatı ciddiye alırsam bir şeylere gücüm yetecek ve yaşamı kontrol altında tutabileceğim zira her şey çok hızlı değişiyor ve bu dinamik ve kaotik sistem içinde kendimi bir süredir  yetersiz ve işlevsiz hissediyorum.  Acaba oynamakta olduğum ağırbaşlı yetişkin rolü   hissetmekte olduğum bu olumsuz duyguları aşmama ve yeni açılımlar yaparak daha proaktif davranmama yardımcı olacak mı?

Yoksa ihtiyacım olan eğlenceli ve yaratıcı yönlerimi içeren çocuk tarafımı tekrar ortaya çıkarmak mı? Peki mizah bütün bunların neresinde?

Yeni yıla girerken bu sorunun yanıtını bulmaya çalıştım. Mizahın hayatımızdaki yeri nedir?

Yapılan araştırmalarda mizah’ın faydaları saymakla bitirilemiyor:

“Mizah aklı besleyip haz/keyif yaratır, günümüz dünyasında salgın hastalık gibi yaygın olan stresi- korku ve öfkeyi azaltır. Korku ve öfke olduğunda kaslardaki gerilimi, nabız hızını ve kan basıncını arttıran, immün sistemin baskılanmasına yol açan kimyasallar kana salınır-adrenalin, noradrenalin ve kortizol. Bu fizyolojik değişiklikler ilk memelilerde bir düşman ya da yırtıcı hayvanla karşılaştığında kaç ya da savaş dürtüsünü harekete geçirmek için evrimleşmişti. Günümüzde beynimiz ve vücudumuz bu tip fiziksel tehditler olmadan da harekete geçiyor (hükmedici bir yönetici, son teslim tarihi vb konularda) Stresli durumlarda mizahı hayatımıza soktuğumuz zaman nabız atışımız, kan basıncımız  düşüyor,  kas gerginliğimiz azalıyor. Kahkaha, ağrı toleransını arttırıyor, immune sistemin aktivitesini yükseltiyor.” (*)

Bütün bunlar hem beden hem de ruh sağlığımız için faydalı şeyler. Ancak mizahın bir özelliği daha var ki o da bizi güldürmenin yanı sıra hayata daha yaratıcı ve kalıpların dışında bakabilmemize yaptığı dolaylı katkı.

“Mizah zihnin kalıplarını ve beklentileri yerle bir eder.Uyuşmazlık/aykırılık teorisi, mizahta kahkahanın, uyumsuz olan bir şeyin kavranması ile ortaya çıktığını söylüyor. Espri, bir beklenti oluşturup, beklentinin,  bambaşka bir çözümlemeye dönüşmesi ile oluşuyor."(*)
Anlam kargaşası yaratma ve karşıtlıkları yan yana getirmesi açısından ele alındığında mizah, “yaygın anlayışa”a bir anlamda meydan okuyor. Psikolog Robert Westwood mizahın olaylar dizisinin sırasını bozmak suretiyle baskın gerçekliği ihlal ederek “alternatif bir gerçeklik” ürettiğini söylüyor. (**)

 

“Zihnin kalıplarını ve beklentilerini yok etmek, alternatif gerçeklik üretmek.” İşte benim tam da ihtiyaç duyduğum şeyler bunlar galiba: Olayların akışına kapılarak mantık içeren zihinsel çıkarımlar yapmayı bırakmak, bambaşka olasılıkların mümkün olduğunu bilip bunları ortaya çıkarmak.

Dünyanın ve ülkemizin gidişatına bakıp kaygı duymak , İstanbul’un farklı boyutlarda süren-trafik, hava kirliliği, gürültü vs-karmaşası içerisinde  strese girip öfkelenmek, toplumdaki karamsarlığı ve bıkkınlığı gözlemleyip üzülmek gündelik duygulanımımın bir parçası oldu.  Beraberinde asık bir surat ve ciddiyet getiren bakış açım bana ne yeni çözümler getiriyor ne de huzur ve mutluluk veriyor. Yeni yılda hayata biraz da mizahi tarafından bakabilmeyi istiyorum. İçimdeki eğlenceli ve oyuncu çocuğu yeniden ortaya çıkarabilirsem belki peşi sıra yaratıcı tarafım da daha fazla gün yüzüne çıkar ve ben bütün bu süreçlere bambaşka gözlerle bakıp farklı çözümler üretirim.

Yeni yıl için dileğim galiba bu: Daha fazla mizah, daha fazla yaratıcılık.

 

 

(*)Philosophy of Humor-Stanford Encyclopedia of Philosophy

(**)Humour, Work and Organizations

2 Comments

  1. çağlar işözen dedi ki:

    hayatımdaki tüm zor anlarımı mizahla düzelttim,yaşamımın büyük bir parçası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir